Bu sayfadaki yazıları büyütebilmek için tıklayınBu sayfadaki yazıları küçültebilmek için tıklayınBu sayfayı yazıcıya göndermek için tıklayınBu sayfayı favorilerinize eklemek için tıklayınBu yazının kayıtlı olduğu kategoriye gitmek için tıklayınBu yazıda hata veya sormak istediğiniz soru varsa tıklayınBu yazıyı arkadaşınıza tavsiye edebilmek için tıklayınBu yazıyı açık arkaplan koyu yazı formatlarıyla görüntülemek için tıklayınBu yazıyı koyu arkaplan açık yazı formatlarında görüntülemek için tıklayınBu yazıyı sarı arkaplan koyu kırmızı formatında görüntüleyebilmek için tıklayın
Yardım için tıklayın  
   
 

 

       
  KANDİL GECELERİ  

Arama:    

 



Kandil geceleri ve tarihsel kökenleri üzerine nitelikli bir araştırma 
   
Müslümanlarca kandil geceleri diye bilinen geceler; Rabiulevvel ayının onikinci gecesi olan Mevlid, Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regaib, yine Recep ayının yirmiyedinci gecesi olan Mirac, şaban ayının onbeşinci gecesi olan Beraat ve Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olan Kadir Gecesidir.

        Osmanlılar döneminde II.Selim zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için "Kandil" olarak anılmaya başlamıştır.


        Yukarıda adı geçen gecelerin hiçbirisini Peygamber Efendimiz kutlamamıştır. Bunlar Peygamberimizden çok zaman sonra kutlanmaya başlamıştır.


        Bu gecelerden Kadir gecesinin önemi ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de müstakil bir sûre bulunmaktadır. Bu sûrede Allah-u Teala Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğu bildirmiştir. Fakat bunun da Ramazanın yirmiyedinci gecesi olduğuna dair kesin bir delil yoktur. Kadir gecesi ile ilgili hadislere bakıldığında Peygamberimizin (sav) mü’minlere tavsiyesi Kadir gecesini Ramazan ayının son on gününün tek gecelerinde aramaları şeklinde olmuştur. Buna göre Kadir gecesi Ramazanın yirmibir, yirmiüç, yirmibeş, yirmiyedi ve yirmidokuzuncu gecelerinden herhangi biri olabilir. Yani Kadir gecesi zamanımızda müslümanlarca ihya edilmeye çalışıldığı gibi herkesçe bilinen bir gece olmayıp, aksine gizlenmiştir. Resulullah (sav) bile Kadir gecesinin Ramazanın kaçıncı gecesi olduğunu bilmiyordu.


        Beraat gecesinin fazileti ile ilgili olarak da Peygamberimizden nakledilen birkaç hadis bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesinde Allah’ın dünya semasına tecelli edeceği, Kelb kabilesinin koyunlarının kılları adedince insanı bağışlayacağı ve kendisine edilen tüm duaları kabul edeceği anlatılmaktadır. ( Tirmizi, Sıyam, 39; İbn Mace, İkamet, 191 ) Birçok alim, bu hadislerin isnadlarında problem bulunduğunu, dolayısıyla hadislerin zayıf olduğunu ve bunlarla amel edilmeyeceğini belirtmişlerdir. Ebu Bekir İbnu’l-Arabi, Beraat gecesinin fazileti hakkında bir tek sağlam hadisin bile gelmediğini söylemektedir. Peygamberimiz Muhammed (sav)’in ve sahabe-i kiramın mescidlerde bu geceyi ihya etmek için toplandığı, özel dualar ettikleri, bugün özellikle ülkemizde olduğu gibi bu geceye has namaz kıldıkları şeklinde tek bir rivayet dahi gelmemiştir. Bazıları Duhan sûresinde geçen: “ O gecede her hikmetli buyruk ayrılır ve katımızdan bir emirle ilgilisine yollanır.” ( Duhan, 44/4-5 ) ayetlerine bakarak o gecenin Şaban ayının on beşinci gecesi olan Beraat gecesi olduğunu söylemişlerdir. Buna dayanarak da Allah’ın o gecede kulların rızıklarını taksim ettiğini, ecellerini tayin ettiğini, bir sonraki Şaban ayının on beşine kadar olacak tüm olayları takdir ettiğini, dolayısıyla bu gece yapılacak olan dua ve ibadetlerin mutlaka kabul edileceğini iddia etmişlerdir. Böylece peygamberimiz ve ashabının yapmadığı, bu geceye has bir takım ibadetler ortaya çıkmıştır. Halbuki Allah-u Teala aynı sûrede şöyle buyurmaktadır:


        “ Hâ Mîm. Andolsun o apaçık kitaba ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz uyarıcıyız. O gecede her hikmetli buyruk ayrılır ve katımızdan bir emirle ilgilisine yollanır.” ( Duhan, 44/1-5 )


        Görüldüğü gibi Allah-u Teala, işlerin taksim edildiği gecenin Kur’an-ı Kerim’in indirildiği  gece olduğunu bildirmektedir. Kur’an’ın da Şaban ayının on beşinde değil; Ramazan ayında ve Kadir gecesinde nazil olduğunu diğer ayetlerden öğrenmekteyiz:


        “ Ramazan ayı ki o ayda insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an indirilmiştir.” ( Bakara, 2/185 )


        “ Muhakkak ki biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik.” ( Kadir, 97/1 )


        Recep ayında bulunan Regaib ve Mirac kandilleri hakında da herhangi bir delil bulunmamaktadır. Yalnız Recep ayı hakkında bir kaç söz söylenmesi gerekmektedir: Recep ayı ‘Haram Aylar’ dan bir tanesidir. Diğerleri Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. Bu aylarda savaşmak haram kılınmıştır. Dolayısıyla bu ayların diğer aylara göre bir fazileti bulunmaktadır. Alimler bu aylarda oruç tutmanın müstehab olduğunu söylemişlerdir. Recep ayında oruç tutmak da bu kabildendir ve müstehabdır. Yalnız halk arasında üç aylar olarak bilinen Recep, Şa’ban ve Ramazan ayları hakkında rivayet edilen: “ Recep Allah’ın ayıdır, Şa’ban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” Sözü hakkında alimlerin çoğu “ bu uydurmadır” demiştir. Ayrıca yine Recep ayının fazileti hakkında: “ Kim o ayda şu kadar namaz kılarsa ona şu kadar sevap verilir, kim o ayda istiğfar ederse ona şu kadar ecir verilir.” Şeklinde hadis diye rivayet edilen sözlerin hepsi mübalağadır, hepsi alimler tarafından tekzib edilmiştir.     


        Rabiulevvel ayının on ikinci gecesi olan Mevlid kandili ise ilk defa hicretten üçyüz yıl sonra Mısır’da, Fatimiler Devleti döneminde kutlanmaya başlamış ve günümüze kadar gelmiştir. Peygamber Efendimizin doğum günü olan bu günün faziletine dair de herhangi bir delil mevcut değildir.


         Ayrıca Mirac, Regaip ve Beraat gecelerinin de ilk defa, hicretten tam dörtyüz yıl sonra Kudüs’te ihya edilmeye başlandığını belirtmeliyiz. İşte o günden sonra bu kandil gecelerinde halk camilerde toplanıp çeşitli ibadetlerle bu geceleri ihya etmeye başlamıştır. Daha sonra bu kutlamalar İslam dünyasının bazı bölgelerinde yayılmaya başlamış ve  bir gelenek halini almıştır.


         Sonuç olarak şu söylenebilir ki; ne Kur’an’da ve ne de sünnette bugün müslümanlarca kutlanan kandil gecelerine işaret vardır. Mübarek kabul edilen geceler, Peygamber Efendimiz ve ashabından çok sonra Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra da İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler miraciye, regaibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir. Günümüzde de kandil geceleri halk camilere akın etmekte, kandil simidi ve tebrikleşmelerle son derece yoğun olarak kutlanmaya devam etmektedir.


 


Kaynak: http://www.suleymaniyevakfi.org/modules/fetvalar/index.php?cat_id=54#115

   
Bu Yazı Hakkında
Bu Yazı 15.08.2005 01:52:16 tarihinde siteye eklendi ve Tevhidi Bilinçlenme kategorisinde 8991 kez okundu.

Bu Yazıyı yazıcıdan çıktı almak için tıklayın.
Bu Yazının kayıtlı olduğu Tevhidi Bilinçlenme kategorisine gitmek için tıklayın.
Bu Yazıda veya sayfada hata varsa lütfen bize bildirmek için tıklayın
 
     
 
Okuduğunuz yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Kur'an Nesli alıntıladığı tüm yazıları hiçbir ticari kaygı gütmeksizin bilginin paylaşılması maksadıyla sizlere sunmaktadır..
KURANNESLI.info - 2005